Tarih Öğretmenlerinden

Editör Yayınevi

EsraÖz

Usta : 3855

100001000010000100001000010000

Tarih: 31 Temmuz 2013 Çarşamba 15:17

Görüntüleme: 1395

Cevap: 0


Parnasizm (Parnassisme)



parnasizm

“Parnass” eski Yunanistan’ da (çok yüksek) mitolojik bir dağdır. Efsaneye göre burası, güzellik ve sanat ilahı Apollon’un ve ona ilham veren perilerin (Nymha) durağıdır. 1860 –1885 yılları arasında yeni bir akım meydana getiren Fransız şairleri, biraz da, eski Yunan zevkine bağlılıklarını anlatmak için kendilerine bu adı seçmişlerdir. 

Parnasizmi hazırlıyan sosyal sebepler, realizm’de gördüklerimize az çok benzer. Realistlerin romanda yaptığını, Parnas’çılar  şiirde yapmıştır. Zaten bu iki akım hemen hemen aynı zamanlarda doğup, yaşamıştır. Ortak yanları romantizme karşı olmak ve “Pozitivizm” e inanmaktır. Ancak, şiir ile romanın ilkeleri birbirinden çok ayrı olduğu için parnasçıları, tıpatıp realist saymak doğru olmaz. 

Parnasizm, sadece bir şiir akımıdır. Sanat görüşleri de ancak şiiri ilgilendirir. Bu görüşler şunlardır: 

Parnasçıları romantiklerden ayıran önemli fark, tıpkı realistler gibi, şiirin bir amacı olmasını reddedip “Sanat, sanat içindir” ilkesine sımsıkı bağlanmalarıdır. Onlarca bu, kurumuş bir sistem olmaktan ziyade şairin kadere boyun eğmesidir. Çünkü hayat çetin ve bayağıdır. Bahtımız karanlıktır, bizi teselli edebilecek tek şey, “Güzellik” tir. Sanat, her zaman değişen felsefî görüşleri, ahlâkî düşünceyi, karışık hırsları gevelemekten vazgeçmezse “Güzellik” e erişemez. Sanatın tek amacı, güzellik ve olgunluktur. Bu akımın üstadı olan Leconte de Lisle: 

“Büyük bir sanat eseri, milyonlarca siyasi makaleden daha değerlidir” diyordu. Bu yüzden topluma ilişkin temalardan kaçıyor halktan uzaklaşıyorlardı. 

Parnasçıların romantizme bir başka tepkileri, yeni ve özel bir “klasisizma” ya dönüştürür. Hristiyan dinini ve millî duyguları hiçe saydıkları için yeniden payen (putçu) çağlara, Yunan ve Latin mitologyasına eğildiler. Onunla kalmayarak, Doğu’nun, Hint’in ve İskandinavya’nın efsanelerini şiire yansıtmaya çalıştılar. Bu halleriyle hem klasik hem romantik sayılacak tarzda şiir ufkunu genişlettiler. 

Romantizmin “içli şiir” (La poesie intime) ilkesine karşı parnasçılar “saf şiir” (La poesie pure) ilkesini çıkardılar. Şair, “anlayışsız ve sefil” halktan kurtulmalı, her zaman güzeli faydalıya tercih etmeliydi. Hisse değil akla seslenmeli, kapalı değil açık olmalıydı.

Parnasçılar, romantizmin “duygu, hayâl, mecaz ve ahenk” gibi muhteva unsurlarını çok geliştirdikleri halde biçime değer vermeyişlerini şiddetle tenkit ettiler. Onlarca şiir, her şeyden önce biçim demekti. Şiirde fazla ahenkten önce pitoresk (resme uygunluk, resme uyar manzara) gözetilmeliydi.

Bunu sağlamak için “şiir vezinden ve kafiyeden iberettir” diyecek kadar aşırı gittiler. Theodore de Banville: “Kafiye, şairlerin hülyalarını perçinleyen ve süleyen altın çividir” diyordu. Bu yüzden aliterasyona önem verildi. Âhengin yerine ritm getirildi. Nazım şekli olarak en çok “sone” kullanıldı. Vezinde yenilikler yapıldı. Dış alem tasvirine, manzaraya, Dil güzelliğine ve kelime seçiliğine büyük değer verildi. 

Fakat parnasçı şiir, şüphesiz biçimden ibaret olamazdı. Bu sadece, sanata duyulan saygıyı ve titizliği arttırmıştır. Usta şairler kendilerini katmadan (gayri şahsi olarak) gözlem yolu ile dış alemin lirizmini vermişlerdir. 

Şiirlik duygularını en ölçülü, olgun bir ritm içinde sunmaya çalıştılar. Mecazları sağlam ve kuvvetli oldu. Bütün renk ve şekilleri ile manzarayı bir ”tual” veya “mermer” üstündeymiş gibi tesbit ettiler. Kalemi bir fırça gibi kullandılar. Şiirde öznel (sübjektif) liği reddederek nesnel (objektif) oldular. 

Realistler gibi kötümser, ümitsiz, ruhsuz ve duygusuz olmaya çalışan parnasçıların şiire en büyük hizmetleri ona duydukları saygıdır. 


Başlıca Parnasçılar 

Parnasizm, romantizm ile sembolizma arasınayayılmış bir akımdır. Henüz bir çığır halinde belirmeden önce onu hazırlıyan “ Theophile Gautier” (1811 – 1872 ) Theodore de Banville (1823 – 1891) gibi şairler romantikler arasından çıkmıştır.

Bu akımın öncüsü olan Leconte de Lisle (1818 – 1894) yine romantik atmosferde yetişir. Leconte de Lisle’ i üstat sayarak bir dergi (Parnasse Centonperain) etrafında toplanan şairlerin ünlüleri ise Suly Pruthome (1839 – 1907) François Coppee ve Josee Maria de Heredia’ dır. 

Parnasizmin Türk Edebiyatında ilk izleri Servetifünun şairlerinde görülür. Cenap Şahabettin, bu akımı bizde tanıtmış ve temsil etmeye çalışmıştır. Tevfik Fikret, bilhassa François Coppee’yi benimsemiştir. Yahya Kemal ‘inde ilk şiir denemelerinde bu akımın havası hissedilir.”Sone” Nazım şekli, Türk Edebiyatına parnasçılar yoluyla gelmiştir. 


Örnek:

Theophile Gautier

ÇİN İŞİ

Hayır madam, siz değilsiniz sevdiğim,
Sevdiğim ne Ofelya, ne de Beatris,
Ne de sizsiniz Jülyetçiğim;
İri gözlü sarışın Lora, ne de siz.

Benim sevdiğim güzel şu anda Çin’ de
İhtiyar akrabalarıyla oturur,
Narin çinilerden kuleler içinde;
Sarı nehir karabataklarla doludur.
            
Gözleri vardır şakaklara çekilen,
Bir avuçluktur küçücük ayakları,
Bakır lambalardan daha aydın bir ten,
Kırmızı boyalı uzun tırnakları.

Başını uzatır kamış kafesinden,
Kırlangıçlar geçer sürüne sürüne;
Şarkı söyler her akşam kendiliğinden 
Söğüt dalına şeftali çiçeğine.
                                      (Türkçesi: Orhan Veli Kanık)

 


Örnek:

Jose Maria de Heredia

ADONIS’ E AĞIT

Yoluk saçlar, berelenmiş göğüsler,
Kısık hıçkırıktan ıslanan sesler,    
Ağlamaktan sarhoş bir halleri var :
Korkun ahenkli bir ağıt yakmışlar
Adonis’ e kadınları Biblos’un,

Ne zamana kadar baygın uyusun
Çiçeğe boğulu beyaz yatakta!    
Ser serpe. Ferih fahur yatmakta
Açık gözlerinde huzur ışığı,
Bütün güzellerin tek genç aşığı 
Göz yağmurlarıyla canlansın bahar,
Bu ağıt sürmüştür sabaha kadar,
Tatmıştır geceden matemli koro,
Demin kokulardan bayılmıştı o,
Şimdi kokulara göğüs gerecek.

O, bir örtük gözün gördüğü erkek,
O, ölümü bütün Biblos’un yası,
O, masal çağının delikanlısı.

Sen ey güzelliğin kaderle cengi,
Rengini kandan alıyor sanki
Açılan gökyüzü, o kızıl çiçek ;
Ey koynu ilk defa boş kalmış erkek !

Cevap Yaz

Cevaplar

Bu konuya henüz cevap yazılmamış.